AHMET ÜNAL
kadim
DİVAN ŞAİRİ NAİLÎ-İ KÂDÎM
19. yüzyılda yaşamış ve aynı mahlası kullanmış olan şairden (Manastırlı Nâilî’den)
GAZEL
Severüz gördüğümüz âfeti dil-ber diyerek Başlaruz nâle vü feryâda sitem-ger diyerek
Biz de bir gonce-lebün yolına cân versek olur Can verür bülbüli gör âh gül-i ter diyerek
Boyanub hasret-i zülfünle duhâna şeb ü rûz Verziş-i âh ederüz dûd-ı muanber diyerek
Çeşm-i mestün hevesiyle oluruz kîse-tehî Kûçe kûçe gezerüz bir dolu sâgar diyerek
Nâilî dâğ-ı dil-i köhne-bahâr-ı gam olub Gül-şene açılalum tâze gazeller diyerek
ŞARKI
Geçer firkat zamanı böyle kalmaz Sağ olsun sevdügüm Mevlâ kerimdür Onulmaz yâreler bitmez iş olmaz Sağ olsun sevdügüm Mevlâ kerimdür
Olursa Hazret-i Hakdan inâyet Gül-i sad-berg olur her dag-ı hasret Gider fürkat gelür eyyam-ı vuslat Sağ olsun sevdügüm Mevlâ kerimdür
Olursa mevc-i gâm her bâr hâ'il Olur şâhid hüveydâ kâm hâsıl Çıkar bir gün kenara zevrâk-ı dil Sağ olsun sevdügüm Mevlâ kerimdür
Tek ü tehna belâ deştinde her dem Ne hem-râh isterüm ne yâr-ı hem-dem Bulur bir gün nihayet menzil-i gam Sağ olsun sevdügüm Mevlâ kerimdür
TAHMÎS
(Tahmîs-i Nâilî Çelebi gazel-i Bahâyî)
Hirâs-ı fitne saldun dehre ey bî-dâd n’eylersün Kopardun yer yer âşûb-ı kıyâmet-zâd n’eylürsün Perîşânlıklar etdün nev-be-nev icâd n’eylersün Dağıtdun hâb-ı nâz-ı yârı ey feryâd n’eylersün Edüb fitneyle dünyâyı harâb-âbâd n’eylersün
Vücûdun eylemiş hikmet-şinâs-ı âlem-i bâlâ Aristâlis-i asr u nakd-ı vakt-ı Bû Alî Sînâ Benânun hall-i râz-ı müşkilât-ı nabz edüb hakkaa Edersün gerçi her derde tabîbim bir devâ ammâ Cünûn-ı ehl-i ışk olunca mâder-zâd n’eylersün
Nihândır bû-yı fitne târ-ı anber-fâm-ı zülfünde Nice subh-ı kıyâmet muhtfîdir şâm-ı zülfünde Dimağ-âşüftedir cân ârzû-yı kâm-ı zülfünde Dil-i mecrûhuma rahm eyle kalsun dâm-ı zülfünde Şikeste-bâl olan murgı edüp âzâd n’eylersün
Zemîn nat-ı siyâset-gâh-ı dil seyf-i kazâ mübrem Zebân hâmûş-ı hayret sîne sûzân dîdeler pür-nem Hevâ-yı ışk şûr-efgen mahabbet gaalib ü muhkem Şehîd-i tîg-ı ışk-ı yârdır ser-cümle-i âlem Urub şemşîre dest ey gamze-i cellâd n’eylersün
Bulub pervâza ruhsat rûzgâra işveler satdun Perîşân etmeğe cem’iyyet-i uşşâkı can atdun Ne âl etdünse etdün murg-ı cânı dâma uğratdun Varub gîsû-yı zülf-i yârı biri birine katdun Yine bir fitne tahrîk eyledün ey bâd n’eylersün
Ne sûret kim çekersün can bağışlarsun Mesîh-âsâ Olur hayrân-ı kârun mû-şikâfân-ı yed-i beyzâ Bu san’atde ne Erjeng ü ne Mânîdür sana hemtâ Güzel tasvîr edersün hatt u hâl-i dil-beri ammâ Füsûn u fitneye geldükçe ey Bihzâd n’eylersün
Olursun Nâilî-veş gördüğün mahbûba efgende Meta’-ı sabrunı tâlân eder her tıfl-ı nâz-ende Mahabbet gam-fezâ esbâb-ı cem’iyyet perâkende Bahâyî-veş değülsün kaabil-i feyz-i safâ sen de Tekellüf ber-taraf ey hâtır-ı nâ-şâd n’eylersün
(Vezin: Mefâilün mefâilün mefâilün mefâilün)
(İtalik bölümler Bahâyî'nin gazeline ait beyitler)
GAZEL
Dil-i zârı haste kıldı ne yaman nezâredür bu Şeb-i gamda koydu hâlün ne siyâh sitâredür bu
Açılub gül-i terinden mey içerdi sâgarından Ele al ki hanceründen dil-i pâre pâredür bu
O periyi âh-ı şeb-gîr ede câme-hâbâ teshîr Olunur mu lûtfu ta’bir ne hoş istihâredür bu
Felekaa dokuz sefînen güm eder habâb-veş dil Hazer eyle cünbişinden yem-i bî-kenâredür bu
Der imiş görüb ol âfet bu tahammülüm cefâya Dil-i Nâilî değüldür kopa seng-i hâredür bu. |