AHMET ÜNAL
mitoloji1
Mitoloji kelimesi, yunanca mythos (masal-hikâye ) ve logos ( söz ) kelimesinden
gelmiştir.
Mitoloji, çok eski zamanlarda gelmiş ve yaşamış olan ulusların inandıkları tanrıların, kahramanların, devlerin ve perilerin hayat ve bahseden hikâyelerdir. Her toplumun kendine özgü bir mitoloji maceraları vardır ve temsil ettiği topluluğun aynası gibidir.
Mitolojiler toplumdan topluma farklılık gösterdiği gibi ortak yanlar da çok bulunmaktadır. Mitolojide geçen öykülerin hepsi hayal ürünü değildir.
Kutsal Kitap'larda da geçen tufan olayının, yapılan kazı ve araştırmalar sonucu gerçek olduğu ispatlanmıştır.
Mitos söylenen ya da duyulan sözdür; masal, öykü, efsane anlamına gelir. Loji ise, ilk anlamı söz olmakla birlikte bilim anlamına gelir.
O halde mitoloji efsane bilimi anlamına gelmektedir. Mitos, çok tanrılı bir dinin tanrıları üzerine anlatılan öyküler anlamına geldiği halde hiç bir zaman ilk çağda bir din kitabı haline gelmemiştir.
Carl Gustave Jung’a göre, “Kendi içsel görümüze göre ne olduğumuz ancak mitos aracılığıyla ifade edilebilir. Mitos bilimden daha bireyseldir ve yaşamı ondan daha kesin biçimde ifade eder.
Murry Hope’ye göre, Gerçekte tüm mitler gerçeğin bir parçasını içerirler. Kimi yetkelerin salt mitolojisi saydığı Oera Linda Kitabı, Tufan öncesi ve sonrasındaki kadim Frisya halklarının tarihini aktarmaktadır. Brockhaus adlı Alman ansiklopedisine göre, “Tarihte adı geçmeyen, artık unutulmuş büyük kahramanlara ait efsaneler, mitolojinin kadrosuna girer".
Mitoloji araştırmaları, din tarihi incelemeleri ile de yakından ilgilidir. Fakat mitoloji, yalnızca bir din tarihi de değildir.
MİTOLOJİLERİN İÇERİKLERİ VE İRDELENMESİ
Mitoloji deyince, başta Yunan-Roma Mitolojisi diye bir kavram akla gelir. Oysa bir
öykünün Yunanca ya da Latince yazılmış olması, o öyküyü ne Yunan’a, nede Roma’ya mal eder.
Söz konusu Akdeniz mitolojisidir ve Anavatanı Anadolu’dur.
Yunanlılarla birlikte insanoğlu evrenin en önemli varlığı olmuştur. Daha önce insanoğluna pek aldıran yoktu. Yunanlının yarattığı tanrılar insan biçimindedir.
Mısırlı, düş gücünün neler yaratabileceğini göstermek istercesine, tanrısını kedi başlı bir kadın olarak düşünmüştür. Taşlardan dev gibi yaratıklar ortaya çıkarmıştır.
Mezopotamya tanrılarının da insanla ilgisi yoktu. Kuş başlı adamlar, boğa başlı aslanlar şeklindeydiler. Başka bir deyimle, yaratıcının yalnız kendi kafasında bulunan gerçek dışı varlıklardır.
Eski Yunan’dan önce insanlar bu tanrılara taparlardı. Aradaki büyük değişikliği anlamak için, bir Zeus’un, bir Apollon’un heykelini göz önüne getirmek yeterlidir.
İnsan biçimindeki ölümsüzler, aslında dünyaya akılcı bir düzen getiriyorlardı.
Yunan mitosları, uygarlığın beşiği olan Akdeniz kıyılarında ve Ege bölgesinde yaşayan insan topluluklarının sanatı, ahlak, din ve aile kurumları ve siyasal yaşamı üzerinde derin etkiler yapmıştır. Gerçekten bu mitoslarda eski Yunan inancı, düşüncesi, Yunan yaşama biçimi vardır. |